Perşembe, 01 Ocak 2015 00:28

Erguvan Hikayeleri

Erguvan ağacı İstanbul’un simgelerinden biridir. 

Erguvan İstanbul’un simgelerinden biridir; En azından geçmişte öyleydi.

Beton yığınlarının çoğalıp yeşili ve doğayı hapsetmediği dönemleri yaşayan İstanbul'lular, İstanbul’a, Bahar'ın erguvan ağaçlarının çiçek açmasıyla geldiğini anımsayacaklardır.

Erguvan ağacı baharın gelişiyle, çok kısa bir süre için çiçeklenir; çiçekleri ile çok zarif, asil ama narin bir ağaç olarak kabul edilmiştir. Asil ve zarif sıfatları söz gelimi değil burada : Erguvan rengi binlerce yıldır - çok farklı kültürlerde - asaletin, soyluluğun hatta tanrısal olanın rengi olmuş. 

Erguvan gerçekten özel bir ağaçtır.

erguvan hikayeleri 1 lo web 400

Özeldir dedik ya: öyle ki,yaprak vermeden önce çiçek açıyor Erguvanlar - tıpkı Badem gibi... Hatta yanlızca kuru dallarından değil gövdesinden de çiçek doğuran bir ağaç Erguvan...

Herkesin bildiği mor ile pembe tonları içeren bir renk çiçekleri var. Bu renge ERGUVANÎ diyoruz,  başka bir renge benzetmeye gerek yok aslında...

Boğaziçi’nin iki yakasını süsleyen Erguvan'ların Latince ismi Cercis siliquastrum = anlamı da “kapsüllü meyveli ağaç ” veya “bakla şekilli meyveli ağaç”. Batı dillerinde ise Yahuda ağacı olarak geçiyor.

İngilizce'de “Judas Tree” Latin dillerinde de benzer şekilde "Albero di Giuda (Giudea)" olarak bilinen bu ağacın ana vatanı Filistin’dir. İsa Peygamber'in havarilerinden biri olan Yahuda'nın (Judas) adı ile anılmasının nedenini aşağıda okuyabilirsiniz.

Erguvani dediğimiz renk, Bizans imparatorları'nın resmi giyim rengi olması bir yana, eski inanışa göre utancın da rengiymiş. Niye "utanç" diye merak edenlere işte hikayesi:

Kadim hikaye anlatıcılarına göre önceleri bu ağacın çiçeği beyazmış. ( İstanbul'da hala birkaç tane beyaz erguvan ağacı vardır... ) Hikayemiz, günümüzden yaklaşık 1980 yıl kadar önce günümüz İsrail topraklarında geçiyor.

Filistin'de, İsa 12 havarisi ile akşam yemeğini yemektedir. ( meşhur son akşam yemeği tablosunu gözünüzün önüne getirin ) 

Bu yemekte, havarilerinden birisinin ona ihanet edeceğini anlamıştır. Yediği son akşam yemeğinden sonra Havari Yahuda'nın İsa'yı otuz gümüş karşılığı Romalı askerlere ihbar etmesi sonucu yakalanır, ölüme mahkum edilir ve çarmıha gerilir. Yahuda bu yaptığından çok pişman olup, kendini bir erguvan ağacının dalına astığı bilinir. İşte o an,  Erguvan ağacı da bu utancı kaldıramamış ve bu ihanet yükünü dallarında taşıdığı için bembeyaz çiçekleri utancından kızarmış...ve o bölgedeki Erguvan ağaçları utançlarından ölüp gitmişler... Günümüzde de Erguvan ağaçları, o bölgede yaşamıyorlarmış artık...

 
erguvan hikayeleri11 400 lo web
erguvan hikayeleri3 400 lo web
erguvan hikayeleri8 400 lo web
 

Dünyada en çok İstanbul'a ve Boğaziçi'ne yakışır Erguvan ağacı

Erguvan ağacının Filistin diyarının sıcağına ve kavruk topraklarına tahammülü kalmamıştır ve ancak İstanbul'un eşsiz mavisi ve yeşili ile avunabileceğini anladığı için İstanbul'a gelerek yerleşir... Eski utancını unutup İstanbul'da neşenin, aşkın ve coşkunun rengi olur...
Öyle ki antik çağdan Divan edebiyatına ve günümüz şairlerine kadar her dönemde erguvan şiirleri yazılır, hakkında şarkılar söylenir; rengi nedeniyle dudak ve şarap teşbihlerinde kullanılır. İstanbul'un çiçeği nasıl ki LALE dir ağacı da ERGUVAN dır.

Erguvan ağacının çiçekleri aniden belirir ve birden kaybolurlar. Bui insanı hüzünlendirir. Varolmak ve yok olmak, kavuşmak ve ayrılmak gibi karşıtlıkları çağrıştırır. Çiçekler, sevgili gibi narindir, elde edilmesi, elde tutulması zordur. Sevgili gibi sahip olunamayacak kadar güzeldir. Erguvanın bir anlık çiçek açıp, solması şairleri etkilemiş, erguvan üzerine şiirler yazmışlardır.

Dürr ü yâkut ile bir nahl-i murassa sandım
Erguvan üzre dökülmüş katarât-ı emtâr.     - Bâki -

 “Erguvanlar üzerine dökülen yağmur damlalarını, nahl-ı musarra (gelin için süslenen ağaç) üstünde inci ve yakut sandım.” 

 

NEYDİ O BİR ZAMANLAR

Atilla İlhan

İstanbul ve sen / neydi o bir zamanlar
Sanki gençliğime doğru yaşlanıyordum
Çengelköy'de yaz unutulmaz erguvanlar
Hangi yanıma dönsem seni bulurdum
İçimdeki lambanın kırıldığı anlar

İstanbul ve sen / sırılsıklam yaşananlar
Yanardöner bir ayna yeniden ruhum
Çengelköy'de yaz unutulmaz erguvanlar
Gözlerinin sisinde sevdalı bir yolcuyum
Hayal meyal gemiler dumanlı ilkbahar

İstanbul ve sen / ikinizden kalanlar
Tekrar tekrar ısrarla yaşayıp durduğum
Çengelköy'de yaz unutulmaz erguvanlar
Rüya mıdır gerçek mi kendi kendime sorduğum
İstanbul ve sen / neydi o bir zamanlar ?

 


Tarih Boyunca Erguvan

 erguvani bizans imparatoru web 400Bizans ve Hristiyanlığın önemli imgelerinden biridir erguvan çiçeği ve erguvan rengi...

Erguvan moru Bizans hükümdarlarının kıyafetlerinde kullanılan bir renktir. İmparatorların lahitleri de erguvan rengi olan ve çok zor bulunan bir mermer türü olan "Porfir" mermeridir. Doğal yollarla üretilen en zor renk olduğu için, bir zenginlik ve güç belirtisidir; Roma imparatorluğunda, imparator dışında hiç kimse mor pelerin takamazdı.

Doğu Roma İmparatorları arasında, uzunca bir süre imparatorluğu yöneten bir hanedan adı olarak da  Porphyrogenitus geçer; "Porfir odada doğanlar" anlamında kullanılan bu soy adını taşıyan imparatorlar olmuştur. Büyük Saray'da İmparator ve ailesine ait en mahrem bölüm (bir çeşit yatak odası sayılan odalar) mor / eflatun renkli porfir mermer ile kaplıydı. Bu odaya porfir köşk denilirdi...İmparatoriçeler bu odada doğum yapardı ve doğan erkek / kız çocuklarına Porphyrogénnētē (Πορφυρογέννητη) = "Erguvanî Oda'da Doğan" sıfatı verilirdi.

İmparatorların pelerinleri, çizmeleri ve muhtelif giyim aksesurarları mor / erguvan renginden olurdu. İmparatorluk moru denilen bu renk, lüks bir boyaydı ve bir tür kaya salyangozu olan Murex adıyla bilinen kabuklunun salgılarından elde edilmekteydi, elbiseler bu tozla boyanırdı...

Üretimi aşırı pahalıydı, bu boya antik Roma zamanında statü sembolüydü, örneğin Magistratus'ların togalarında mor bir şerit olurdu. Bizans döneminde, bu renk imparator ile eşleşti ve imparatorluk ailesi hariç kullanımı sınırlanıp yasaklandı. Böylece erguvan moru imparatorluk rengi oldu.

 

bizans imparator porfir lahit havariyyun lo 250

 

Bizans imparatorlarının mezar lahitleri de çok pahallı olan ve zor bulunan erguvan renkli "porfir mermer" den yapılırdı. Sadece imparator ve yakın ailesi porfir lahit kullanabilirdi... İstanbul'un muhtelif Bizans kiliseleri ve Arkeoloji müzesi bahçesi bu lahitler ile doludur.


Bizans tarihinin en önemli olayları arasında sayılan Nika isyanı sırasında olmuş bir hikaye anlatılır.


532 yılında yaşanan ve 30.000 kişinin katledildiği Nika ayaklanması sırasında, İmparator Jüstinianus korkuya ve ümitsizliğe kapılıp İstanbul'dan kaçıp gitmek ister... Karısı az çılgın Theodora -ki eski bir dansöz / oyuncu veya sokak kadını iken imparatoriçe olduğu anlatılır- tarafından durdurulur... Theodora, muhtemel elinde bir kılıç da tutarak şu sözlerle kocasını kalmaya ve savaşmaya ikna etmiştir= "Jüstinyen, gemilerin hazır, yeterince paran da var; istersen Konstantinopolis'i terk edebilirsin. Ama ben hiçbir yere gitmiyorum. Benim inancıma göre erguvani imparatorluk pelerinini bir kez giyen bir daha çıkarmamalıdır; erguvan en soylu kefendir".
Bu cesur sözlerden sonra Jüstinyen'in sarayda kalıp, komutayı eline alarak ayaklanmayı bastıdığını biliyoruz.

 
erguvan hikayeleri10 400 lo web
erguvan hikayeleri9 400 lo web
erguvan hikayeleri2 400 lo web
 

Aradan 921 yıl geçer ve 29 Mayıs 1453 Salı günü, iki aya yakın süren kuşatmanın ardından Fatih Sultan Mehmet öncülüğünde Osmanlı ordusu İstanbul'a girince surlarda bilfiil savaştığı bilinen Bizans imparatoru aranmış. Kendi askerleriyle birlikte savaşarak ölen Konstantin'in cesedi, binlerce ölü Bizans askerinin arasından erguvan renkli çizmeleri sayesinde fark edildiğini anlatır tarihçiler.


Erguvan, yüzyıllar boyu Bursa şehrinin de simgesi olmuştur. Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezit'in damadı Anadolu erenlerinden Emir Sultan'ın her yıl erguvan açma mevsiminde Bursa'da müritleriyle buluşması nedeniyle 14. yüzyıldan itibaren düzenlemeye başlanan Erguvan Şenlikleri, şehrin ekonomisine olumlu etkilerinden dolayı 19. yüzyıla kadar gelenek olarak sürdürülmüştür; ve günümüzde bu şenlikleri yeniden canlanmaktadır.

 

 

 

Yorum yapmak için oturum açın